Bir ayet
Bir Ayet:
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir. BAKARA-153

Site Menü
 Ana Sayfa
 Bilgi Edinme
 Tanıtım
 Başkanlarımız
 
 Bakanımız
 Başkanımız
 Valimiz
 Kaymakamımız
 İl Müftümüz
 
 Müftümüz
 Personelimiz
okkucuk.gif Hizmet Binamız
 Camilerimiz
 Merak Edilenler
 Dualar
 S.S.S
 Oruç
 Hac
 Zekat
 40 Hadis
 Erişim
 İletişim
 Tavsiye Edin
 Kütüphane
Online Ziyaretçiler
Şu an sitede, 9 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
Veda Hutbesi
Veda Hutbesi

 

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

 

Ziyaretçi Sayacı
Pazartesi76
Salı83
Çarşamba66
Perşembe68
Cuma62
Cumartesi59
Pazar9
Toplam:17938
En Çok:94
KHS
html

ZEKAT VE SADAKA İLE İLGİLİ BİLİNMESİ FAYDALI BAZI BİLGİLER.

 

ZEKÂT

 Zekât nedir?

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelenzekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyenkişilere verilmesi demektir.Malî ibadetlerden biri olan zekât, İslâm'ın beş temel esasından olup, hicretinikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın,zekâtı verin...” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onlarınmallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlariçin dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe,9/103) buyrulmaktadır. 

Zekât kimlere farzdır?

Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, hür, akıllı, buluğçağına erişmiş olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı, yani kazanç sağlayıcı nitelikte nisap miktarı mala sahip olması gerekir.

 Nisap ne demektir? Miktarı ne kadardır?

Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlikölçüsüdür. Nisap, asgarî zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Borcundan veaslî ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır.Böyle bir kişi, zekât veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurbankesmekle de yükümlü olur. Fazla olan bu malın artıcı olması ve üstünden bir yıl geçmesihalinde zekâtının verilmesi gerekir.Zenginliğin asgari sınırı olan "nisap" Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir.Bu asgarî sınırlar, o dönem İslâm toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlikölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir;80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin enyaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyalve ekonomik şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur.

 Hâvaic-i asliye (asli ihtiyaçlar) nedir?

Havâic-i asliyye, temel ihtiyaçları karşılayan, bu yüzden de zekâta tabi olmayanmaddi varlıklar demektir.İslâm’da diğer bedenî ve malî yükümlülüklerde olduğu gibi, zekâtta da mükellefindurumu göz önünde bulundurularak, ona makul ve taşınabilir bir sorumlulukyüklenmiştir. Bu nedenle İslâm bilginleri, zekât ve sadaka-i fıtr ile yükümlü olmakiçin, kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin temel ihtiyaçlarından fazlaolarak nisap miktarı mala sahip olma şartını aramışlardır. Temel ihtiyaç miktarı mal,kişinin yaşaması için zarurî olan miktardır.Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğuşeylerdir. Bunlar, genel olarak, nafaka, oturulan ev, ev eşyası, ihtiyaç duyulanelbise, borç karşılığı mal, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, binek taşıtları, ilimiçin edinilen kitaplar gibi eşyadır.

 Zekât vermenin belirli bir zamanı var mıdır?

Zekât vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesigerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekleyükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarınıvermeleri uygun olur.

 Ticaret malının zekâtı neye göre hesaplanır?

Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. 80.18 gr. altın değerindeticaret malına sahip olan kişinin, bu malın elde edilmesinin üzerinden bir yılgeçmesi halinde, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtını vermesi gerekir.Zekât, ileride elde edilmesi muhtemel kârdan değil, mevcut sermayedenödenmesi gereken mali bir ibadettir. Bu itibarla, ticaret malının zekâtı verilirken, kârsızolarak zekâtının verildiği tarihteki değeri esas alınmalıdır.

 Alacakların zekâtı nasıl verilir?

Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekâtlarınınödenmesi gerekir. Alacak tahsil edilmeden önce zekâtı verilmemişse, tahsil edildiktensonra, geçmiş yıllara ait zekâtlar da ödenmelidir. İnkâr edilen veya geri alınma ihtima3li olmayan alacakların her yıl zekâtının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacakdaha sonra ödenirse, alacaklı bu tarihten itibaren zekât mükellefi olur; geçmiş yıllariçin zekât ödemez.

 Arazî mahsulünden zekât verilmesi gerekir mi?

Odun, kamış (şeker kamışı hariç) ve ottan başka topraktan elde edilen her türlüürünün, nisap miktarına ulaşması halinde (yaklaşık 650 kg.) zekâtının verilmesi gerekir.Yüce Allâh; “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerdensize çıkardıklarımızdan infak edin...” (Bakara 2/267); “Çardaklı ve çardaksız (üzüm)bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimdezeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesindenyeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin;çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am 8/141) buyurmaktadır. Hz. Peygamberde, “yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova ile sulananlardaise yirmide bir vardır” buyurmuştur (Buhârî, Zekât, 55).Hadiste de belirtildiği gibi, mahsulün zekâtının verilmesinde toprağın işlenmesive su kullanımı esas olarak alınmaktadır. Buna göre toprak emek sarf edilmedenyağmur, nehir, dere, ırmak ve bunların kanallarıyla sulanıyorsa, çıkan mahsulün1/10’i; kova, dolap gibi emekle veya suyun ücretle alınması, motorla sulama gibi masrafgerektiren bir yolla sulanıyorsa 1/20’i zekât olarak verilir.

 Ürün elde etmek için yapılan masraflar, öşür verilirken dikkate alınır mı?

Günümüzde gübre, mazot, ilaç gibi masraflar da üretimin maliyetinde önemlibir yekûn oluşturmaktadır. Bu nedenle, tarımsal ürünlerin zekâtında, elde edilen hâsılattan(gayr-i safi), ürün için yapılan günümüz tarım şartlarının getirmiş olduğu ekstramasraflar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan ürünün nisap miktarına ulaşması halinde,tabiî yollarla sulanan arazide 1/10, kova, tulumba, su motoru vb. usullerle masraf veyaemekle sulanan arazide 1/20 oranında zekât verilmesi gerekir.

 Hayvanların zekâtı yerine değeri verilebilir mi?

Malın zekâtı, kendi cinsinden verilebileceği gibi belli olan başka maddelerdende verilebilir. Buna göre, hayvanların zekâtını vermek isteyen kimse, kendi cinsindenverebileceği gibi, değerleri üzerinden de verebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercihetmek daha uygundur.

Ziynet eşyasına zekât verilir mi?

Altın ve gümüş dışındaki ziynet eşyaları zekâta tabi değildir. Altın ve gümüştenyapılmış ziynet eşyaları ise, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirdezekâta tabidir. Bu itibarla altından yapılmış ziynet eşyaları, 80.18 gr. veya daha fazlave üzerinden bir yıl geçmiş ise zekâta tâbidir.

 Zekât kimlere verilir?

Zekât ve fitrenin kimlere verilebileceği Kur'an-ı Kerim'de belirlenmiştir (TevbeSûresi, 60). Bunlar; fakirler, düşkünler, esaretten kurtulacaklar, borçlu düşenler, Allahyolunda cihada koyulanlar (mukaddesatı korumak için mücadele verenler, ilim tahsiledenler), yolda kalmış olanlar, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar vemüellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam'a ısındırılmak istenen kimselerdir.

 Zekât Kimlere Verilmez?

Zekât ve fitrenin, Tevbe suresinin 60. ayetinde sayılanlar dışında kalan kişi vekuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca zekât verecek kişi, bu şartları taşısa bile;

  1. Ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına,
  2. Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına,
  3. Müslüman olmayanlara,
  4. Karı-koca birbirlerine,Zekât veremez.

 Zekât ve fitre, hayır kurumlarına verilebilir mi?

Aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu yalnızca Tevbe suresinin60. ayetinde belirtilen yerlere sarf ettikleri bilinen ve kendilerine her bakımdan güvenilenkimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekât ve fitreverilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

 Ücretlilere Zekât Verilebilir mi?

İslâm'da zekât ve fitrenin, kişilerin sınıf ve meslek gruplarına bakılmaksızın,kimlere verilip verilemeyeceği açıkça belirlenmiştir. Bu itibarla, belli bir geliri olduğuhalde, bu geliriyle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve başka bir mal varlığıda bulunmayan kişilere zekât verilebilir.

 Vergi zekât yerine geçer mi?

Vergi bir vatandaşlık görevidir; zekât ise dinî bir yükümlülüktür. Ayrıca zekâtile vergi, yaptırım kaynağı, temel gaye, oran, miktar ve harcanacağı yerler bakımındanbirbirinden farklıdır. Bu itibarla, devlete ödenen vergiler zekât yerine geçmez.Zekâtın ayrıca verilmesi gerekir.

SADAKA-İ FITR

 Sadaka-i fıtır ne demektir, hükmü nedir?

Halk arasında fitre denilen sadaka-i fıtır, Ramazan ayının sonuna yetişen veaslî ihtiyaçlarından başka nisap miktarı mala sahip bulunan her Müslüman'ın vermesivacip olan mali bir ibadettir.Sadaka-i fıtır, insan fıtratındaki yardımlaşma ve dayanışmanın bir gereği olarakinsan bedeninin zekâtı kabul edilmiştir. Bu nedenle sadaka-i fıtr’a, “can sadakası”veya “beden sadakası” da denilmektedir. Diğer taraftan fitre, yoksulların ihtiyaçlarınıngiderilmesinde, bayram gününün neşesinden onların da istifade etmelerinde önemlibir rol oynar.

Kimler sadaka-i fıtır vermekle yükümlüdür?

Sadaka-i fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı malasahip olan her Müslümana vaciptir. Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması içinöngörülen zenginlik ölçüsü, zekâtta aranan nisaptır. Ancak sadaka-i fıtırda, zekâttaöngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır.

 Sadaka-i fıtır ne zaman verilir?

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacipolmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarınıkarşılamaları için, bayramdan önce verilmesi daha iyidir. Ancak Bayram sabahınakadar sadaka-i fıtır verilmemiş ise, Bayram günlerinde ödenmesi gerekir. Zamanındaödenmeyip sonraya kalan fitreler ise, mümkün olan ilk fırsatta ödenmelidir.

 Sadaka-i fıtır kimlere verilir, kimlere verilemez?

Sadaka-i fıtır, zekât verilebilecek kimselere verilir. Zekât verilmesi caiz olmayankişilere sadaka-i fıtır da verilemez.
Bir Hadis
Bir hadis:
Hiç kimse kendi el emeğinden daha üstün bir şey yememiştir.(Ahmet,4/131)

Atatürk Diyor ki
Atatürk Diyor ki:
Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür.

Saat
E-Devlet
Esmaü'l Hüsna


"O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sanini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Hasr-24)"


ALLAH
(Varligi zorunlu olan ve bütün övgülere layik bulunan zatin özel ve en kapsamli adi)


RAHMÂN
(Bagislayan, esirgeyen)


RAHÎM
(Aciyan, esirgeyen)


MELIK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)


KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)


SELÂM
(Esenlik veren)


MÜ'MIN
(Güven veren, vaadine güvenilen)


MÜHEYMIN
(Kainatin bütün islerini gözetip yöneten)


AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)


CEBBÂR
(Iradesini her durumda yürüten, yaratilmislarin halini iyilestiren)


MÜTEKEBBIR
(Azamet ve yüceligini izhar eden))


HÂLIK
(Takdirine uygun bir sekilde yaratan)


BÂRI'
(Bir model olmaksizin canlilari yaratan)


MUSAVVIR
(Sekil ve özellik veren)


GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahlari bagislayan)


KAHHÂR
(Yenilmeyen, yegane galip)


VEHHÂB
(Karsilik beklemeden bol bol veren)


REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren)


FETTÂH
(Iyilik kapilarini açan, hakemlik yapan)


ALÎM
(Hakkiyla bilen)


KÂBID
(Rizki tutan, canlilarin ruhunu alan)


BÂSIT
(Rizki genisleten, ruhlari bedenlerine yayan)


HÂFID
(Alçaltan, zillete düsüren)


RÂFI'
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MUIZ
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MÜZIL
(Alçaltan, zillet veren)


SEMI'
(Isiten)


BASÎR
(Gören)


HAKEM
(Son hükmü veren)


ADL
(Mutlak adalet sahibi, asiriliga meyletmeyen)


LATÎF
(Yaratilmislarin ihtiyacini en ince noktasina kadar bilip sezilmez yollarla karsilayan)


HABÎR
(Her seyin iç yüzünden haberdar olan)


HALÎM
(Acele ile ve kizginlikla muamele etmeyen)


AZÎM
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


GAFÛR
(Bütün günahlari bagislayan)


SEKÛR
(Az iyilige çok mükafat veren)


ALÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


KEBÎR
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)


MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)


HASÎB
(Kullarina yeten, onlari hesaba çeken)


CELÎL
(Azamet sahibi)


KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)


RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)


MÜCÎB
(Dileklere karsilik veren)


VÂSI'
(Ilmi ve merhameti herseyi kusatan)


HAKÎM
(Bütün emirleri ve isleri yerli yerinde olan)


VEDÛD
(Çok seven, çok sevilen)


MECÎD
(Sanli, serefli)


BÂIS
(Ölümden sonra dirilten)


SEHÎD
(Her seyi gözlemis olarak bilen)


HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)


VEKÎL
(Güvenilip dayanilan)


KAVÎ
(Her seye gücü yeten, kudretli)


METÎN
(Her seye gücü yeten, kudretli)


VELÎ
(Yardimci ve dost)


HAMÎD
(Övülmeye layik)


MUHSÎ
(Her seyi tek tek ve bütün ayrintilariyla bilen)


MÜBDI'
(Ilkin yaratan)


MUÎD
(Tekrar yaratan)


MUHYÎ
(Can veren)


MÜMÎT
(Öldüren)


HAY
(Ebedi hayatta diri)


KAYYÛM
(Her seyin varligi kendisine bagli olup kainati idare eden)


VÂCID
(Diledigini diledigi zaman bulan bir müstagni)


MÂCID
(Sanli, serefli)


VÂHID
(Bölünüp parçalara ayrilmamasi ve benzerinin bulunmamasi anlaminda tek)


SAMED
(Arzu ve ihtiyaçlari sebebiyle herkesin yöneldigi ulular ulusu bir müstagni) 


KÂDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKTEDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKADDIM
(Öne alan)


MUAHHIR
(Geriye birakan)


EVVEL
(Varliginin baslangici olmayan)


ÂHIR
(Varliginin sonu olmayan)


ZÂHIR
(Varligini ve birligini belgeleyen birçok delilin bulunmasi açisindan asikar)


BÂTIN
(Zatinin görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açisindan gizli)


VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)


MÜTEÂLÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


BER
(Iyilik eden, vaadini yerine getiren)


TEVVÂB
(Kullarini tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)


MÜNTAKIM
(Suçlulari cezalandiran)


AFÜV
(Hiçbir sorumluluk kalmayacak sekilde günahlari affeden)


RAÛF
(Sefkatli)


MÂLIKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)


ZÜ'L-CELÂLI ve'l-IKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)


MUKSIT
(Adaletle hükmeden)


CÂMI'
(Toplayip düzenleyen, kiyamet günü hesaba çekmek için mahlukati toplayan)


GANÎ
(Her seyden müstagni, kendi disinda her sey O'na muhtaç)


MUGNÎ
(Zenginlik verip tatmin eden)


MÂNI'
(Dilemedigi seyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü seylere engel olan)


DÂR
(Zarar veren)


NÂFI'
(Fayda veren)


NÛR
(Nurlandiran, nur kaynagi)
 
 


HÂDÎ
(Yol gösteren, murada erdiren)


BEDÎ'
(Esi ve örnegi olmayan, sanatkarane yaratan)


BÂKÎ
(Varliginin sonu olmayan)


VÂRIS
(Varliginin sonu olmayan)


RESÎD
(Bütün isleri isabetli ve hedefine ulasici, irsad edici)


SABÛR
(Çok sabirli)


©TRNuke.net
ALLAH c.c En Güzel Isimleri

Haber Arşivi
27.07.10
· İLÇE MÜFTÜSÜ MEHMET NURLU’NUN YAZ KURSLARI ZİYARETLERİ
24.06.10
· VEKÂLETLE KURBAN KESİM ORGANİZASYONU KAVURMA VE KIYMA DAĞITIMI
23.06.10
· GÖLHİSAR MÜFTÜLÜĞÜ İLE ÇAMELİ MÜFTÜLÜK PERSONELİ PİKNİK ETKİNLİĞİ DÜZENLEDİ
· DİN GÖREVLİLERİMİZE 2010 YAZ KURSLARI ÖNCESİ SEMİNER VERİLDİ
11.06.10
· MÜFTÜLÜĞÜMÜZE BAĞLI KUR’AN KURSLARINDA BELGE HEYECANI
· KUR’AN KURSU HİZMETLERİMİZ SÜRDÜRÜLMEKTEDİR
· KİTAP TANITIMI
· GÖLHİSAR MÜFTÜLÜĞÜ BAYANLARA YÖNELİK VAAZ VE İRŞAT PROĞRAMI
· KUR’AN YOLU SOHBETLERİ
· İLÇE MÜFTÜSÜ MEHMET NURLU YEŞİLDERE YAĞMUR DUASI
06.05.10
· MERKEZ ÇEŞME ÇARŞI CAMİİ YAPIMI TAMAMLANARAK HİZMETE AÇILDI
26.04.10
· KAN VERME KAMPANYASI
· KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ
· HİZMETİÇİ EĞİTİM KURSU
· GÖLHİSAR’DA YAĞMUR DUASI ETKİNLİKLERİ BAŞLADI
· HALİT CAN EBEDİYETE UĞURLANDI
26.03.10
· İLÇE KAYMAKAMIMIZ H.KÜRŞAT KIRBIYIK KUR’AN KURSLARIMIZI ZİYARET ETTİ
· ÇEŞME ÇARŞI CAMİİ TAMAMLANMAK ÜZERE
· İSTİKLAL MARŞIMIZIN ŞAİRİ MEHMET AKİF ERSOY’U RAHMETLE ANDIK
02.03.10
· UMREYE GİDEN VATANDAŞLARIMIZI DUALARLA UĞURLADIK
19.02.10
· İLÇE MÜFTÜLÜĞÜMÜZÜN ŞUBAT–2010 MUTAD TOPLANTISI İLÇE KAYMAKAMIMIZIN KATILIMI İLE
· KIZ ÇOCUKLARI OKULSUZ KALMASIN KAMPANYASI FAALİYETLERİ
· DİN GÖREVLİLERİMİZ İLE CAMİ İÇİ VE CAMİ DIŞI DİN HİZMETLERİ ÇERÇEVESİNDE İSTİŞAR
· GÖLHİSAR MÜFTÜLÜĞÜNCE UMREYE GİDECEK VATANDAŞLARIMIZA SEMİNER VERİLDİ.
· CENAZE TAZİYE EKİBİMİZE TEŞEKKÜR ZİYARETİ
· ÇEVRE BİLİNCİ
· DİN GÖREVLİLERİMİZE YÖNELİK KONFERANS VERİLDİ
20.01.10
· CAMİLERİMİZDE KUR'AN ÖĞRETİMİ BAŞLADI
15.01.10
· KURAN KUSLARIMIZDA BİLGİSAYAR EĞİTİMİ
· MÜTFÜLÜĞÜMÜZÜN ZİYARETLERİ

Eski Haberler
Tasarım:Enes Bilgisayar - Gölhisar
Tema Mavimsn